22 Haziran 2018, Cuma

Kâinatın Efendisine

 

KÂİNATIN EFENDİSİNE

        Gösterdiğin vasat yolda yürüyebilseydik,rezil/rüsvay olmazdık hergiz!.Ahlâkınla donansaydık,”hacâlet”e  düşmezdik!. ”Sîret” inle sırlansaydık, sûreten dökülmezdik!. ”Sünnet”inle sana ümmet olsaydık,asla   ”mihnet” çekmezdik!.

      Suç bizde, ”sakîm”lik bizde,ya “hâtem’ül-enbiya!.” Sözümüz,”öz”ümüzle mutabık değil!. Dilimizin “ikrar”ı, kalbimizin ”tasdik”ine yetmiyor!.Gayr-ı samîmilik ve gevşeklik bizde!.Gene de sen bakma kusurumuza!. Ya ”habîb-i kibriya!.”

      Asr’ın en büyük belgesi,en büyük reçetesi ve en büyük ”serlevha”sı niteliğindeki,”veda hutbesi”ni;keşke iyi okuyabilseydik!.İyi anlayabilseydik keşke!.Kötülüğe sapmazdık!.Çıkmazdık meşrû daireden!.”Sırat-ı müstakim” den ayrılmazdık!.Tümüyle ”layüs’el” lik bizde!.”Mirasyedi”lik bizde!.Gene de sen bakma kusurumuza! Ya ”seyyidü’l mürselin”,ya “Muhammed Mustafa!.”

      Çok yavan bir şekilde,cılız bir sesle de olsa;”gâye”nize gayemiz,”yol”unuza yolumuz dedik!. Mingayrihaddin belki,sürç-i lisan eyledikse affola!.”Hercaî” ilik bizde,”hoyrat”lık bizde!.Gene de sen bakma kusurumuza!.Ya “bürhanü’l bâhire!”,ya ismi ”Taha!.”

      Zât-ı pâkinize müştakız lâkin,”altın çağ”ınıza yetişemedik!.Müştakız ”asr-ı saadet”inize,inkılâbınıza!.Gel gör ki bizler,”fetret dönemi”nde yaşıyoruz ya “seyyidü’s sakaleyn!.” Ey ismiyle müsemmâ… Nefret yudumluyoruz  gel gör ki!..

      Ve işte size,hâlihazır dünyamızdan bir kesit manzum söz sunuyorum!.Başım öne eğik,mahcubiyetle!

                                        GÜLLER GÜLÜNE!

                         Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri;

                         Gülşen’e çevirdiğin,çöller huzursuz şimdi.

                         Ey âlemlere rahmet,ey ufuk Peygamberi;

                         Bülbüller figandadır,güller huzursuz şimdi..

                         Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                         Sen gidince zamanın,büsbütün kaçtı tadı,

                         Aşıkların,Ya Nebî;sînesini dağladı!.

                         Giran geldi yokluğun,akan sular ağladı;

                         Ah! Dicleler,Fıratlar,Niller huzursuz şimdi..

                         Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                         Heyhat ki,ehl-i fitne kıtaları dolaştı;

                         Heyhat ki,kardeşliğe,barışa kan bulaştı.

                         Firkatinle Ya Resûl,mevsimler başkalaştı;

                         Günler,haftalar,aylar,yıllar huzursuz şimdi..

                         Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                         Ümmetin darmadağın,hâl-i perişandadır,

                         Gâyeden uzaklaşmış;her biri bir yandadır.

                         Başsız İslam âlemi,en kritik andadır;

                         Feth-i mübin’e mazhar el’ler,huzursuz şimdi..

                         Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                          Nice sır saklı idi,”nübüvvet” pâyenizde,

                          Saadet asrı,vücut bulmuştu sâyenizde.

                          Lâkin şu an hüzün var,karada ve denizde;

                          Sükûnuna ay düşen göller,huzursuz şimdi..

                          Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                          Ey gönüller sultanı,ey server-i kâinat!.

                          Doğuşun bir mesajdı,karanlık çağa inat.

                          Kimsesiz mazlumlara herdem açtın kol/kanat;

                          Aynı ilgiye muhtaç kullar,huzursuz şimdi..

                          Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                          Öksüz Mescid-i Aksa,başını okşayan yok!

                          Temeli oyulsa da,hâlâ bir taş koyan yok!

                          Yüreği yananların,feryadını duyan yok!

                          “İmdat!” diye çağıran diller,huzursuz şimdi..

                          Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!.

                                                           ***

                          Savruldu yele gitti,zor kazanılmış haklar;

                          Yad’ların tekelinde,mahzun kutsal topraklar!.

                          Durum bu,”Güller Gülü!”soldu yeşil yapraklar;

                          Gövdeye kurt girince,dallar huzursuz şimdi..

                          Şol âlem-i bekâ’ya göçtüğün günden beri!

                          Gazeteci-Şair-Ahmet Süreyya DURNA

 

TarihOkunma
Toplam971
Cu. 222
Prş. 211
Çrş. 201
Pz. 171

 

Yorum ekle