24 Haziran 2018, Pazar

Kur’an-ı Kerim’in Mûcizeliği

 

      Kur’an-ı Kerim’in Mûcizeliği

     Kur’an-ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’in en büyük mucizesidir. O şiir olmadığı gibi nesir de değildir. Kendine özgü üslûbu olan ilahi bir nazımdır. İlk hitap ettiği toplumun dilini, herkesin bildiği anladığı kelimelerle öylesine güzel ve tatlı bir şekilde kullanmıştır ki, İslam’ın en azılı düşmanları bile onu dinlemekten kendilerini alamamışlardır.

     Kur’an-ı Kerim, nazil olurken Arap edebiyatı zirve dönemini yaşıyordu. Kur’an-ı Kerim, o günün şairlerine ve ediplerine çağrıda bulunarak şöyle meydan okudu:

     “Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında bir şüphe içindeyseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz; Allah’tan başka şahitlerinizi de çağırın (ve bunu ispat edin)” (Bakara sûresi, âyet, 23)

     Kur’an-ı Kerim’in bu meydan okuyuşu karşısında en büyük Arap şairleri ve edipleri aciz kalmışlardır. Çünkü o Allah kelamıdır, eşsizdir. Onun icazına ve belagatına insan gücünün yetişmesi mümkün değildir. Kur’an’ın bu meydan okuyuşu, kıyamete kadar sürecektir.

     Kur’an-ı Kerim’in eşsizliğini ortaya koyan bildiğimiz, bilmediğimiz pek çok özelliği bulunmaktadır. Nazil olurken, gelecekte vuku bulacağını açıkladığı bazı olayların, haber verdiği şekilde gerçekleşmesinin tarihen sabit olması; insanlığın, hakkında hiç bilgi sahibi olmadığı bazı hususlarda bilgiler vermesi; insanın yaratılışı ve birtakım kainat olaylarının meydana gelişi gibi bazı ilmi gerçeklere ilişkin işaret ve ifadelerinin ilmen doğrulanması, onun Allah’ın sözü olduğunu ve eşsizliğini ortaya koymaktadır.

TarihOkunma
Toplam860
Pz. 241
Cts. 234
Pzt. 181
Pz. 171

 

Yorum ekle