23 Temmuz 2014, Çarşamba

Çalışma ve Başarının Altın Kuralları

Bir insana yakışan zamanın şerefini, vaktinin kıymetini bilmek, bir lahzasını bile zayi etmemektir. Bu maksatla gerek sözün, gerek amelin daima en üstün, en değerli olanlarını öbürlerine takdim etmelidir. İnsan vücudunun yapabileceği amellerin en hayırlısını yapmaya niyet etmesi ve bu niyeti aralıksız canlı tutması başta gelen vazifesidir.

·        El-İmam Ebu’l-Vefa Ali İbnu Akil şöyle der: “Ben yemek saatini kısaltmak için     elimden gelen gayreti gösteriyorum. Öyle ki, çöreği ufalayıp tirit şeklinde yemeyi, ekmeğe tercih ediyorum. Zira ikisi arasında çiğneme için kaybedilecek zaman farkı vardır. Böylece mütalaaya veya yazmaya daha çok zaman ayırabiliyorum.”

·        Şafii imamlarından Süleyman er-Razi’yi Sübki anlatırken onun belli başlı vasıfları arasında, zamanı kullanmadaki hassasiyetini, bu hususta nefis muhasebesini hiç terk etmediğini belirtir ve der ki: “Faidesiz bir an geçmesine meydan vermez, ya istinsahla, ya ders vermekle, ya okumakla meşgul olurdu... Herhangi bir sebeple asıl meşguliyeti olan yazıya fasıla verecek olsa, hemen, dudaklarını harekete geçirir, boş bir an geçmemesi için zikrullahla meşgul ederdi. Hiçbir surette amelsiz veya taatsiz bir zaman geçmesine meydan vermezdi.”

·        Verimli çalışmanın bedeni, hissi ve akli olmak üzere üç esaslı şartı vardır. Çalışmanın bedeni şartı, sağlık ve sağlamlıktır. Hissi şart, çalışmayı sevmek, akli şartı da çalışmanın usulünü ve yolunu bilmektir.

·        Çalışmak için müsait gün ve saat (ve ilham) bekleme;  bil ki her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır. Çalışmak için müsait yer ve köşe aramaz; bil ki her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir.

·        Bir zamanda yalnız bir tek iş yap, yalnız bir ders, bir kitap, hatta bir fasıl üzerinde çalış; ta ki dikkatin ve kuvvetin dağılıp zayıflamasın.

·        Bir günün işini bitirdikten sonra ertesi gün de ne iş yapacağını kararlaştır.

·        Çalışmaya oturduğun zaman, bütün ruhi ve bedeni kuvvetinle kendini o işe ver; ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol.

·        Çalıştığın bir iş üzerinde karşılaştığın bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme ve bil ki yılgınlık maskeli bir tembelliktir; yine bil ki çalışma sevgisi, güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hasıl olan manevi lezzet eşsiz bir zevktir.

·        Bir iş üzerinde yorulursan, dinlenmek için işini değiştir; veya çalışma hızını yavaşlat; fakat dinlenme bahanesiyle asla boş oturma. Tatil aylarında bile yavaş ve az da olsa çalış.

·        Verimli çalışmayı, sakın iş üzerinde geçirdiğin zamanla ölçüp de, “Eh, bugün şu kadar saat çalıştım, yetişir” deme; çalışmanın sonucuna ve öğrendiğine bak.

·        Bir işe başladığın, bir dersi öğrenmeye koyulduğun zaman telaş edip de sabırsızlanma; yol al, fakat acele etme, sindirerek çalış ve öğren.

·        Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve ne sonuçlar aldığını düşünmeden; yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.

·        Bir işe, öfkeli ve sinirli iken karar verme; bekle, öfken geçsin.

·        Bir işi yapıp yapmamakta kararsızlığa düştüğün vakit, iki şıktan her birinin fayda ve zararlarını iyice hesapla; faydası çok, zararı az olan şıkkı tercih et.

·        Yaşlıların tecrübesinden faydalan; tecrübe edilmişi boş yere yeniden tecrübeye kalkışma ki pişman olmayasın.

·        Hayatın ve tutacağın yol hakkında tereddüde ve kararsızlığa düşüp de bir ışık aradığın zaman, fikrini ve reyini soracağın kimseyi iyi seç.

·        Başarına mağrur olma; bil ki gurur, gelecekteki başarılarının en büyük düşmanıdır.

·        Okuduğun bir kitapta rastladığın güzel bir parçayı veya orijinal bir fikri yerini ve sayfasını işaret ederek not et. Bu suretle biriktirdiğin notları bir dosyaya ve bir fiş kutusuna sırası ile yerleştir. Bir yazı yazmak veya bir eser yapmak istediğin zaman, bu notlar senin için zengin bir malzeme hazinesi olur.

   Said GEZER

 Zaman Gazetesi

    24.09.1992

TarihOkunma
Toplam986
Çrş. 231
Sal. 224
Cts. 194
Cu. 182