25 Haziran 2018, Pazartesi

Şeytanın Aldatması

 

Şeytanın Aldatması

Allah tarafından kıyametin kopmasına kadar kendisine mühlet verilen Şeytan, cennetten kovulduktan sonra şöyle yemin etmişti:  'Beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de insanları saptırmak için senin doğru yolunun üstünde tuzak kuracağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve Sen, onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.'" (Araf: 7/16-17).

 seytanHz.Adem'den bu yana Şeytan tüm insanların amansız düşmanı olmuş ve insanların çoğunu aldatarak bu yeminini yerine getirmiştir.

İnsandan çok daha bilgili ve zeki olan Şeytan gibi bir düşmana karşı koyabilmek için öncelikle onu çok iyi anlamak gerekir. Şeytanın insanlar üzerinde fiili bir yaptırım gücü yoktur ancak kanın damarlarda dolaştığı gibi dolaşır ve düşünceler üzerinden vesvese verir. Şeytan insana vesvese verirken dışarıdan birisi gibi seslenmez. "Ben daha iyiyim ve üstünüm" "Bunu yaparsam daha iyi olur" "Ben daha iyisine layığım" "Ben böyle düşünüyorum" gibi vesveselerle insana kendi benliğinden seslenir. Şeytanın aldatıcılığın en büyük nedeni de budur. İnsanlar çoğu zaman vesvesenin farkına bile varamaz, bunları kendi düşünceleri ve istekleri zannederler. Şeytan her insana zayıf olduğu  yönden seslenir. Bu yüzden Şeytanı düşman olarak kabul eden bir insanın  Allah'ın emir ve yasakların bilmesi gerektiği kadar, Şeytanı ve kendisini de iyi tanıması gerekir.

 

Şeytanın insanları yoldan çıkartmak söylediği: Onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ifadelerinin önemli anlamları vardır:

 

Şeytanın önden yaklaşması

İnsanlar yaratılışları itibarı ile sevdikleri ve arzuladıkları hedefler istikametinde hareket ederler. Bunu iyi bilen Şeytan bu hedefleri süslü ve cazip hale getirerek, dünya sevgisinin değişik yönlerini insanlarda canlı tutarak onları istediği gibi yönlendirmektedir. Şeytan, çok yakın olan ölümü uzak göstererek insanları hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya hayatı için çalıştırmakta, fani dünyaya bakiymiş gibi bağlamaktadır. Bu çürümüş kemikler hiç dirilir mi? Ahiretin olup olmadığını zaman gösterir. Ölüp de geri gelen var mı ? gibi düşüncelerle insanlara ahireti unutturmakta,  dünya hayatını insanların en büyük gayesi haline getirmektedir. İnsanlara yapması gereken hayırlı işleri unutturmakta veya sonra yaparım diye erteletmekte, onları dünya işleriyle oyalayarak ulaşamayacağı uzak emellere yöneltmektedir. Şeytan günümüzde insanların çoğunu bu yolla kendisine bağlamaktadır.

 

Şeytanın arkadan yaklaşması:

İnsanların geçmişteki ataları içinde müslüman olarak yaşayanlar  olduğu gibi müşrik ve kafir olarak yaşayanlar da vardır. Atalara bağlılık husunda Kuran ve Sünnet gibi Rabbani değer ölçüsünden gafil veya uzak olan insanlara Şeytan, atalarını kendi maksatlarına uygun olarak empoze etmekte, Kuran ve Sünnet değerlerinin yerine kafir ataların görüş ve değerlerini benimsetmektedir. Şeytan bu yolla geçmişte ve günümüzde pek çok toplumu saptırmıştır.

Şeytan kafir ataları kullandığı gibi, salih kimseleri de kendi çıkarlarına uygun olarak kullanmakta, onların eserlerini tahrif ederek, onlara batıl isnatlarda bulunarak, onları kendi istediği gibi tanıtmaktadır. Şeytanın, Hz İsa gibi büyük  bir peygambere bile batıl isnatlarda bulunup,İncil ve Tevrat gibi Hakk kitaplarını tahrif ettiği düşünülürse salih kimselerin  sözlerini ve eserlerini tahrif etmesi kendisi açısından zor değildir.Bu bakımdan  salih kimselere hüsnü zanla yaklaşılması, Rabbani ölçülerin dışında herhangi bir sözün batıl isnatlar olarak değerlendirilmesi, eğer bu sözlerin faali iseler  Allah'a havale edilmeleri gerekir.

Şeytanın arkadan yaklaşmasını bir diğer yönü de insanlara  daha önce yaptıkları kötü amelleri süslü göstererek, tövbeden uzaklaştırması ve batıl yaşantılarını devam ettirmesidir. "Kendi yapmakta olduklarını, şeytan onlara süsleyip çekici kıldı.Böylece onları doğru yoldan alıkoydu- Ankebut, 38 " ayetinde ifade edildiği gibi insanlar Şeytanın süsleyip çekici kıldığı yolu yanlış bir yol olarak değil, doğru ve güzel bir yol olarak algılamaktadır. Kötü amelleri çekici gösteren Şeytan iyi amellere de müdahale etmektedir. Geçmişte yaptıkları bazı iyi amellerle övünenler, bunlarla teselli bulanlar, şeytani müdahaleye maruz kalan insanlardır.

 

Şeytanın soldan yaklaşması:

Yaratılış ve yaratılış gayesini idrak edemeyen insanlara sol taraftan yaklaşan Şeytan ve dostları onları açıkça küfre davet etmektedir. Küfrün egemen olduğu cahili toplumlarda içki, kumar, faiz, zina  gibi kötülüklere insanlar açıkça davet edilirken,  Allah'ın yoluna davet edilmek suçtur.Şeytan ve dostları sahip oldukları basın yayın ve propaganda silahlarıyla Allah'ın yoluna davet eden insanları yok sayar veya yanlış tanıtırken,şeytani maksatlara hizmet eden insanları başarılı ve değerli insanlar olarak tanıtırlar.Şeytana uşaklık eden bu insanlar Şeytanın her yönden sarıp kuşattığı insanlardır.Şeytanın bu fırkası zamanımızda oldukça genişlemiştir.Bu fırka içerisinde bir çok politikacı,işadamı, gazeteci,yazar, sanatçı,din adamı bulunmaktadır.Birbirine dost olması gereken müslümanlar ihtilaflara dayanan ayrılıklar yaşarken,Şeytanın dostları menfaatlere dayanan beraberlikler ve dostluklar yaşarlar.Sömürdükleri insanlara  bir çok tehlikeler gösteren Şeytan ve dostları tek kurtarıcı olarak yine kendilerini gösterirler.Oysa asıl tehlike gösterdikleri tehlike değil,kendileridir.  

 

Şeytanın sağdan yaklaşması:

Şeytan'ın en aldatıcı ve sinsi olan yaklaşımı sağdan olanıdır. Şeytan ve dostları bir çok insanı müslüman kimliğine bürünerek ve Allah adını kullanarak aldatırlar. Allah'ın Kuran'da "Ey İnsanlar,hiç şüphesiz Allah'ın vadi haktır.Dünya hayatı sizi aldatmasın,aldatıcılar da sizi Allah ile aldatmasın (Lokman, 33) uyarılarına rağmen müslümanlar Allah adını kullanan aldatıcılara inanabilmekte ve onlara sahip çıkabilmektedir.Bu müstekbirler sözleriyle İslam'dan bazı gerçekleri söylerken, tevhid şuuruna gelmemiş müslümanları İslam dışı kendi görüşlerine davet ederler ve buna inanan müslümanları kendi izlerinden sürüklerler.Bunları takip eden müslümanların çoğu iyi niyetli olmalarına rağmen bu iyi niyet Rabbani yol dışında mücadele veren bu insanların gittiği yoldan onları kurtaramaz.Kuranı Kerim'e göre Allah'ın dostları ; Allah'tan korkan,Allah'ın hükmüne göre yaşayan ve insanları sadece Allah'ın yoluna davet eden insanlardır.Bilerek veya bilmeyerek bunun dışındaki davetlere icabet eden insanlar Allah'tan başkasını dost edinmiştir. Müslümaların fert ve toplum olarak karşılaştığı birçok hezimetin kökeninde Şeytan ve dostlarının sağdan yanaşması vardır. Halkı müslüman olan olan birçok ülkede firavunlara özgü zulümler sürerken, firavun sıfatına hiç kimse sahip çıkmamakta, firavunlar ellerine bir asa alarak Musa kimliğinde hükmetmektedirler.

Şeytanın insanı Allah'ın adıyla aldatmasının bir başka yolu da, Allah'ın affediciliğini öne sürerek insanı günah işlemeye teşvik etmesidir. Allah elbette ki büyük bir merhamet sahibidir ve tevbe edip kendisinden bağışlanma dileyen her kulunun günahlarını affedebilir. Ama bir insan, "Allah affeder" diyerek bile bile günah işlemeye başlarsa, çok tehlikeli bir yola girmiş olur, zamanla kalbi katılaşır, duyarsızlaşır ve Allah korkusunu tümüyle yitirir. Kuran'da, “ Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın.(Fatır 5)”  ayeti  Şeytanın, günah işleyen insanları Allah adıyla aldatışının bir örneğini gösterir.

Şeytan müminlere karşı da faaliyetini sürdürür. Örneğin bir müminin herhangi bir mümine sui zanda bulunması, kendini diğer müminlerden üstün görmesi, ibadetlerini ve iyiliklerini beğenmesi, hayırlı işleri kendinden bilmesi bu vesveselerin etkisindendir. Şeytan mümine doğrudan "Kuran okuma", "ibadet yapma" diye fısıldamaz. Çünkü bunun etkisiz olacağını bilir. Şeytanı rahatsız eden  Kuran'ın boş yere okunması değil, Kuran'da bildirilen  İslami değerlerin hayata geçirilmesi ve yaşanmasıdır.

 

Çoğu insan Şeytanın ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında bile değildir. Şeytan bu insanların mantığına göre, uzak, hatta hayali bir varlıktır. Oysa bu gaflet, insanın hayatı boyunca yapabileceği en büyük hatadır. Çünkü Şeytan, iman eden küçük bir grup dışında insanların  çoğunu kendi kontrolü altına almıştır. Bu insanlar farkında olmadan en büyük düşmanları olan Şeytanın istediği hayatı yaşar ve onun peşinden cehenneme giderler. Halbuki Allah, insanlara şöyle emretmiştir: Gerçek şu ki, Şeytan sizin düşmanınızdır, Öyleyse siz de onu düşman edinin. (Fatır, 6)  Şeytanın tuzağına düşmemenin tek yolu Allah'a sığınmak, Allah ve Resulünün yolunu tek yaşam gayesi edinmektir.

TarihOkunma
Toplam4647
Pzt. 251
Pz. 244
Cts. 234
Prş. 213

 

Yorum ekle